Radyo Yayını

6 Nisan 2012 Cuma

Rock müziğin gelişim süreci

1960'lı yıllarda Batı dünyasından rock müzik alanında Beatles,Rolling Stones,Janis Joplin,The Doors ve The Who gibi müzisyenler çıkmıştı.Çoğu İngiltere'den çıkan bu gruplar dünya popüler müziğini büyük ölçüde etkilemişti.Başta Beatles olmak üzere, bu tip gruplar hep küçük rock barlar'da yeraltı kulüplerinde doğmuştu.Genç yetenekleri keşfetmekte usta olan Brian Epstein gibi plak şirketi sahipleri de bu tür barlarda yeni grupları dinliyor ve inceliyordu.

Brian Epstein, gruba hem baterist Ringo Starr 'ı kazandırmış hem de ilk albümleri "Please Please Me" nin menajerliğini yapmıştı.İlk albüm sevilmişti.Albüm, 1950'lerin rhtym n' blues'u ve Chuck Berry'i anımsatan gitar riff'lerini bolca barındırıyordu.Fakat müzik eleştirmenlerini şaşırtan şey, ortaya konulan müziği adlandıramamalarıydı.Sonradan bu müziğe "rock'n roll" denecekti.
Beatles mzüiğinin niteliği devam eden albümlerde arttı.Özellikle efsanevi

"Sgt Pepper" albümü, 80'lerin rock müziğini oldukça etkilemişti.
Beatles, Türkiye'de tanınmaya başladığında irili ufaklı pek çok taklit grubu ortaya çıkmıştı.Bu toplulukların ortaya koyduğu müzikte hiç bir yaratıcılık yoktu.Türk müziği, var olandan yararlanmak yerine onu kopyalamyı seçmişti.Fakat Fikret Kızılok müzikte özümüze dönüşün liderlerinden biri oldu ve büyük bir dinleyici kitlesine sahip oldu.

Fikret Kızılok, bir arkadaşıyla birliktehem kendini hem de müziğini etkileyecek bir Anadolu yolculuğuna çıkar.Anadolu'da yolu Aşık Veysel'in köyüne düşer.Fikret Kızılok ondan çok etkilenir.O dönemlerde Kızılok'la yapılan bir söyleşide şunları söyler.
"Seyahati çok sevdiğim için Anadolu'nun gezmediğm yeri kalmamıştı.iŞte bu seyahatlerden birinde yolum Veysel'in köyüne düştü.Veysel'i dinledim, sazını dinledim.Ve aşık oldum.İstanbul'a dönünce onun hakkında ne buldumsa okudum, dinledim.Bir iki ay sonra artık içim dışım Veysel olmuştu."

Böylece, kendi müzik kültürümüzün keşfi başlar.Fikret Kızılok, Aşık Veysel türkülerini gitarıyla tekrar yorumlar ve bağlamasıyla yeni türküler yazar ve besteler.Kendisiyle birlikte dinleyici kitlesi de yabancı müziği kopyalamanın Türk müziğine bir şey katamayacağını bilincindedir artık.

1960’ın sonlarına doğru Batı dünyası kendi kökenlerini aramaya başlamıştı.Kendilerini “folk-singer” yani Türkçe adıyla halk müzisyeni olarak tanımlıyordu.Bu müzisyenler “Sing Out!” adlı bir derginin etrafında toplanarak genel bir bilinçlenme hareketi yaratmaya çalışıyorlardı.Amaçları, rock müziği anlamsız sözlerden ve ticari niteliğinden kurtarıp ona sanatsal bir anlam katmıştı.Aralarında en çok dikkat çeken ise Bob Dyaln’dı.

Dylan, müziğin sözlerine daha çok önem vererek onu gerçek bir sanata dönüştürdü.Şarkı sözleri sayesinde hem kendini ifade etme hem de kendi döneminde yaşanan olayları eleştirme şansına sahip olmuştu.Fakat bu noktada Geleneksel Türk Müziği daha zengindi.Anadolu, yıllarca pek çok aşk hikayesine,savaşa,özleme,isyana sahne olmuştu ve Anadolu halkı da bu olayları müziğine yansıtmasını bilmişti.Anadolu kendisinden yararlanacak sanatçılara büyük bir zenginlik sunuyordu.Fikret Kızılok,Üç Hürel,Barış Manço,Erkin Koray,Cem Karaca ve Moğollar bu kültürel göz ardı etmedi ve rock müziği Anadolu müziğiyle harmanlayarak büyük bir başarıya ulaştı.

1970’lerin sonlarına doğru bir psychedelic/progressive rock grubu olan Pink Floyd dikkat çekmeye başlamıştı.Dinleyiciler ve müzik eleştirmenleri şaşırtmıştı.Şarkıları çoğu zaman 10 dakikayı geçiyordu.Ayrıca şarkılara elektronik sesler de katılmıştı.Kuş sesleri,fabrika gürültüleri,demir para şıngırtıları ve çığlıklar Pink Floyd müziğinin ayrılmaz bir parçasıydı.
Fakat bu frubun en dikkat çeken özelliği Doğu müziğinden etkilenmiş olmasıydı.Örneğin Ummagumma albümündeki şarkılarda Doğu ve Anadolu müziğinin etkileri açıkça görülüyordu.

Batı dünyası rock müziğinin bu gelişimi,Türkiyedeki Anadolu Rock müzisyenlerinin takibindeydi.Bu müzisyenler kendi kültürlerinin müziğinin aslında çok köklü bir geçmişe sahip olduğunun ve psychedelic rock’ın aslında kendi ülkelerinin müziğinin özünde bulunduğunun farkındaydı.Anadolu Rock gibi özgün bir tür doğmuştu ve bu akım batı tarafından taklit ediliyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder